Tarihçe

İlk Gelir: Yardım Kampanyaları

Kızılay, 11 Haziran 1868’de Dr. Abdullah Bey’in öncülüğünde Mecrûhîn ve Marzâ-yı Askeriyeye İmdâd ve Muâvenet Cemiyeti adıyla kurulduğunda, bir gelir kaynağı tahsisi yapılmamıştı. O dönemde diğer ülke Kızılhaçlarının olduğu gibi Hilal-i Ahmer Cemiyetinin de kuruluş amacı, savaş zamanlarında cephedeki yaralı ve hasta askerlere yardım etmekle sınırlıydı. Bir başka ifadeyle bu dönemin vazifesi belliydi. Kızılay’da ilk görev emrini 1877-1878 Savaşı’nda aldı.

Kızılay, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndaki faaliyetlerine tahsis edebilmek için yurt içi ve yurt dışını kapsayan geniş bir yardım kampanyası başlattı. Bir yıl boyunca 72.583 Osmanlı Lirası gelir elde edildi. Bu gelirin yaklaşık 61.000 lirası askerler için harcanırken kalan yaklaşık 12.000 lira da daimi/esas sermayeyi oluşturdu. Benzer uygulama, 1897 Yunan Savaşı’nda da yapıldı.

1911
Şefkat Pazarı

Kızılay’ın savaşlarda vazifeye çağrılma dönemi, II. Meşrutiyet ile birlikte sona ererek sorumlulukları sürekli bir nitelik kazandı. Uluslararası Kızılhaç Cemiyeti’nin toplantılarında elde edilen bilgiler ve yeni gelişmeler de Kızılay’ın görevlerinin çeşitlenmesinin yolunu açtı. Buna göre deprem, sel, göç gibi afet ve olgular da artık Kızılay’ın vazife alanına giriyordu. Dolayısıyla artık daha düzenli gelirlere de ihtiyaç duyuluyordu. Ancak Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile birlikte çok geniş bir çalışma alanında kendini bulan Kızılay’ın esas gelirini hala bağışlar oluşturuyordu. Nihayet II. Meşrutiyet sonrası kuruluş çalışmalarına destek veren Hariciye Nazırı Rıfat Paşa’nın eşi tarafından kermes şeklinde düzenlenen Şefkat Pazarı’ndan, 80 bin Frank gelir elde edildi. Bu gelir, bağışlar ve devletin tahsisatı dışındaki ilk gelir kaynağıydı.

1912
Şefkat Pulları

İlk yardım pulu çıkartılması önerisi Besim Ömer Paşa tarafından Amerikan Kızılhaç’ının uygulaması örnek gösterilerek gündeme getirildi. Ancak taklit edilir diye kabul görmedi. Daha sonra (Haluk Perk’e göre) 1912’de Balkan Savaşları sırasında ve 1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşı’nın kıtlık ortamında Şefkat Pulları projesi uygulamaya konuldu. İlk pullar 10 ve 40 paralıktı ve bu pullarda çeşitli görsellerin yanı sıra “Vatana Muhabbet Yaralı Askere Muâvenet” sloganı yer alıyordu.

Şefkat Pulları uygulaması Cumhuriyet döneminde de sürdürüldü. Hatta 1924 yılında, Hilal-i Ahmer’e tahsis edilecek bir günde tüm pulların yerine Şefkat Pulları’nın kullanılması önerildi. Teklif, 1926’da Meclisten geçerek yasalaştı ve Hilal-i Ahmer pulları için gün olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günü kabul edildi.

    

1912
Daimi Gelir Talebi ve Önerisi

Balkan Savaşları sırasında düzenli gelir kaynağına sahip olmanın önemi anlaşılmış ve yüksek sesle dile getirilmeye başlanmıştı. 1910’lu yılların başında her ülke bu konuda ciddi adımlar atmıştı. Rusya, tren biletlerinden ulusal Kızılhaç’ına pay verirken diğer ülkeler de ulusal Kızılhaçları için pul ve kartpostal satışı ile büyük çaplı piyangolar düzenliyorlardı. Ayrıca Sırbistan hükûmeti Sırbistan Kızılhaç’ına Palanka maden suyunun işletme imtiyazını vererek düzenli gelire kavuşmasını sağlamıştı. Benzer imtiyazları, dönemin Hilal-i Ahmer Başkan Yardımcısı Besim Ömer Paşa, gündeme taşıdı. Hatta Harbiye ve Bahriye nezaretlerinden yıllık olarak uygun bir bütçe tahsis edilmesi talep edildi.

1913
Hilal-i Ahmer Çiçek Günü

Hilal-i Ahmer, diğer ülkelerde yapılan örnekleri dikkate alarak cemiyete gelir sağlamak amacıyla Hilal-i Ahmer Günü düzenlenmesi için harekete geçti. Bu amaçla 1 Ramazan 1331 (4 Ağustos 1913) tarihi, yani Ramazan Bayramı’nın birinci günü seçildi. Hilal-i Ahmer gününde işlek cadde ve meydanlarda Hilal-i Ahmer çiçeği satılarak yardım toplanacaktı. İlk Hilal-i Ahmer Çiçek Günü, 1913 yılı Ramazan Bayramı’nın birinci günü yapıldı ve tam 549 lira yardım toplandı. 1914 yılından itibaren çiçek dağıtım işiyle Hanımlar Merkezi ilgilenirken elde edilen gelirler daha da yükseldi. Kadınlar Hilal-i Ahmer Çiçek Günü için şöyle sesleniyordu: “Önümüzdeki bayramımızda hepimiz ‘Hilal-i Ahmer Çiçekçileri’ kesileceğiz.”

 

1913
Hanımlar Merkezi Üretim Evi

Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi Dar’üs-Sınaası, 7 Ağustos 1913’te açıldı. Burada gönüllü kadınlarla birlikte genç kızların ve kimsesiz kadınların dikiş ve nakış öğrenmesi sağlandı. Ordunun bu noktadaki ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra gelir amacıyla Doğu’nun nitelikli el işçiliğini yansıtan nakışları taşıyan ürünler imal edilip satışa sunuluyordu.



1913
İlk Hilal-i Ahmer Kartpostalı, Defteri ve Afişi

Hilal-i Ahmer tarafından bastırılan ilk kartpostal 1913’e aitti. Bu uygulamanın daha kapsamlı hâle gelmesi ise Birinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleşti. 1913’te, Hilali Ahmer’i tanıtan yazı ve resimlerin yer aldığı defterler ile Hilal-i Ahmer logolu kurşun kalemler de hazırlanarak satışa sunuldu. İlk yardım için en önemli bilgileri içeren “Doktor Yetişinceye Kadar” adlı levhalar (afişler) da kurum tarafından doktorlara hazırlattırılıp bastırıldı.

 

1913
İlk Hilal-i Ahmer Şefkat Balosu

1913 yılında Hilal-i Ahmer tarafından Sadrazam Paşa’nın himayesinde, Avusturya Sefiresi’nin yardımı ve Hilal-i Ahmer Cemiyeti Kadınlar Merkezi üyelerinden Ermeni, Rum ve Musevi hanımların gayretiyle Pera Palas’ta görkemli bir balo düzenlendi. Bu baloda piyango ile satılacak eşyaların önemli bir kısmı Paris Sefiri Rıfat Paşa’nın eşi tarafından gönderildi. Ayrıca Dâhiliye Nazırı Talat Bey de balo için birtakım hediyeler yollamıştı. Cemiyetin Fahri Başkanı Yusuf İzzeddin Efendi ile Abdülmecid Efendi’nin de katılımıyla gerçekleşen baloda ziyaretçilere küçük popkartlar ve kurşun kalemler ile hanımlar için hazırlanan iğneler verildi. Balonun net geliri 2656 Osmanlı Lirası oldu. Hilal-i Ahmer baloları sonraki yıllarda ve Cumhuriyet sonrası da devam etti.



1914
İlk Hilal-i Ahmer Cemiyeti Hanımlar Merkezi Takvim

1914’te Hilal-i Ahmer Cemiyeti Kadın Kolları tarafından çıkartılan ve bedeli karşılığı satılan Hilal-i Ahmer Kadın Kolları Takvimi, cemiyetin yıllık düzenli gelirlerden biriydi. Takvimde hanımlara yönelik pratik bilgiler, Hilal-i Ahmer’i tanıtıcı bilgiler, sağlık malumatları ve özlü sözler yer alıyordu.

1917
İlk Hilal-i Ahmer Sergisi

Birinci Dünya Savaşı devam ederken 1917’de, Almanya, Avusturya-Macaristan ile Bulgaristan Kızılhaçlarının katılımıyla düzenlenen sergi 3 ay açık kaldı. 200 binden fazla kişinin ziyaret ettiği sergide, Hanımlar Merkezi'nin imal ettiği ürünler satışa sunuldu.



1918
İlk Hilal-i Ahmer Bayram Gazetesi


Osmanlı Dönemi’nde 1917’de başlayan bayram gazetesi yayınlama geleneğini, savaş ortamında daha fazla gelire ihtiyaç duyan Hilal-i Ahmer’in devam ettirmesi kararı alındı. Böylece Hilal-i Ahmer, ilk bayram gazetesini 1918’de yayınladı.

1924
Hilal-i Ahmer Sultanahmet Camii Sergisi

Trablusgarp Savaşı’ndan Başkumandanlık Meydan Muharebesi’ne kadar geçen 10 yılı aşkın süre boyunca sürekli teyakkuz hâlinde bulunan Hilal-i Ahmer, barış dönemi başlayınca depolarındaki birçok malzemeyi satışa sunup gelir elde etmeyi tercih etti. Bu amaçla Sultanahmet Camii avlusunda bir ay boyunca bir sergi açılarak mevcut eşyalar halkın beğenisine ve satışa sunuldu. Buradaki satışlardan, tam 148.937 lira gelir elde edildi.

1926
Hilal-i Ahmer Karahisar Maden Suyu

1900’lerin başında, Sultan II. Abdülhamid tarafından Şişli Etfal Hastanesi’ne tahsis edilerek hastaneyi finanse etmesi düşünülen Karahisar Maden Suyu İşletmesi, II. Meşrutiyet sonrasındaki gelişmeler neticesinde tekrar Karahisar İl Özel İdaresi uhdesine geçti. Özel İdare, suyun işletilmesi için 1920 yılında ihaleye çıkmayı planladı. Hilal-i Ahmer Cemiyeti gelişmelerden, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi vasıtasıyla haberdar oldu. Milli Mücadele’nin devam ettiği bu süreçte, Hilal-i Ahmer’in Genel Sekreteri iken Anadolu’ya geçen Dr. Adnan Bey, TBMM hükûmetinin Sağlık Bakanlığı görevini üstlenmişti. İstanbul’daki Genel Merkez yöneticileri bunu bir fırsata çevirmek istediler. Genel Merkez, 1923’te, Milli Mücadele Dönemi’nde Hilal-i Ahmer’i genel başkan gibi yöneten Sağlık Bakanı ve Meclis Başkan Yardımcısı gibi görevleri bulunan Dr. Adnan Bey’den Çitli ve Karahisar maden sularının işletme imtiyazının Hilal-i Ahmer’e verilmesini talep etti. Böylece Hilâl-i Ahmer’e daimî bir gelir kaynağı sağlanarak cemiyetin hayatını devam ettirmesi temin edilecekti. Ne yazık ki bu yöndeki yoğun çalışmalar, 1926 yılına kadar somut bir neticeye ulaşamadı. 1926’da Ulu Önder Atatürk, bizzat sermayesini vererek Afyonkarahisar Gazlıgöl beldesinde kurdurduğu maden suyu fabrikasını Kızılay’a bağışladı ve Karahisar Maden Suyu İşletmeleri 17 Ekim 1926’da 60 sene için cemiyete devredildi.

   

1927
Oyun Kağıtları İnhisarı

Türkiye Büyük Millet Meclisinde 21 Haziran 1927’de kabul edilen kanunla, Oyun Kağıtları İnhisarı Hilal-i Ahmer Cemiyeti’ne verildi. Buna göre kârın %75’i cemiyete, %25’i de Hazine’ye kalacaktı. Avusturya’da bastırılan ilk parti oyun kağıtları, 16 Nisan 1928’de piyasaya sunuldu ve bu satışlardan 55 bin lira kazanç sağlandı. Satışlar sonraki yıllarda da devam etti.



1927
Kurban Derisi Bağışları

Hem Osmanlı hem de Cumhuriyet döneminde Anadolu’nun muhtelif şehirlerinden hayırsever kişiler, Kurban Bayramı’nda kestikleri kurbanların derilerini satıp gelirlerini Hilal-i Ahmer’e gönderiyorlardı. Kendiliğinden başlayan kurban derisi bağışları, 1927’de düzenli ve organize bir hale getirildi. Hükûmet, kurban derilerinin toplanması işi ile gelirlerinin Kızılay, Türk Tayyare Cemiyeti ve Himayet-i Etfal Cemiyeti arasında paylaştırılmasına karar verdi.

1935
Bazı İlaçlar ile Kinin Satış İnhisarı

Kızılay’ın kanunla verilen ticari imtiyazlarından biri de sağlık sektörüyle ilgiliydi. Buna göre başta kinin olmak üzere bazı ilaçlar ile röntgen filmlerinin ithalat ve üretim hakkı, 7.06.1935 tarihli 2767 Sayılı Sıtma ve Frengili İlaçlar Hakkında Kanun ile Kızılay’a verildi. Kızılay, tekeli altındaki ilaç ve filmlerden Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği miktarı devamlı surette yurt içinde bulundurmak zorundaydı.

1935
Kızılay Gaz Maskesi Fabrikası

Birinci Dünya Savaşı ile birlikte kimyasal saldırılarla yüz yüze gelen insanlık, Avrupa’da huzursuzluğun arttığı, ikinci bir savaşın kapıda olduğu döneme yaklaşıyordu. Bu dönemde Türkiye, muhtemel bir kimyasal saldırıda halkı zehirli gazlardan koruyacak maskeleri hala yurt dışından satın almak zorundaydı. Kızılay, Türkiye’nin kendi gaz maskesini üretmesi için girişimlerde bulundu. Bu girişimlerin başarıyla neticelenmesi üzerine Hükûmetin önerisi ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün onayıyla Ankara’da bir gaz maskesi fabrikasının açılmasına karar verildi. Alman modeli esas alınarak kurulacak fabrikanın temeli 1934 yılında atıldı. Fabrika bir yıl içinde bitirilerek 18 Kasım 1935 itibarıyla üretime geçildi.

Kan Merkezleri – Yeni Atılımlar

1945’te yurdun muhtelif yerlerinde depo edilen harp hastanelerinin eşya ve malzemeleri elden geçirildi ve eksikleri tamamlandı; Ankara’da bir okul ve hastane inşası başlatıldı.

Kızılay, 1949 yılı içinde kurumlarını intizamla büyüttü, gelir temini açısında çok önemli olan İstanbul Satış Deposunun ve Afyonkarahisar Madensuyu İşletmesinin en iyi şartlar altında işletilmesini sağladı.

1950’de İstiklal Şubesi tarafından İstanbul’da ilk Kızılay Dispanseri açıldı.

Kızılay, afetlerden etkilenen insanlara barınma alanında da yardım edebilmek için 1954 yılında çadır dikim atölyesini kurdu. 1957 Fethiye ve Bolu depremlerinde mevcut bulunan çadır stoklarının azalması sebebiyle, yeni çadırların dikilmesi için mevcut olan atölyenin imkanlarının iyileştirilmesine ve atölyenin büyütülmesine karar verildi.


 

İlk kan merkezleri 1957 yılında Ankara ve İstanbul’da açılarak kan operasyonları hizmetlerine başlandı.

 





1964’te daha çok gelir elde etmek, daha temiz ve daha fazla üretim sağlamak için Afyon Madensuyu İşletmesi tesisleri yenilenerek açılışı yapıldı.

1969’da modern aşevi, poliklinik ve 360 öğrenciyi barındıracak yurt içeren Kızılay Ankara Şubesi inşaatının temeli atıldı.

Büyüyen Teşkilat

Kızılay yurt içinde ve dışındaki yardımlarına devam ederken teşkilat her geçen gün daha da büyüyor; birçok ilde yeni kan merkezleri ve kan istasyonları açıyor; dispanserler, kreşler ve seminerler birbirini izliyordu.

1981’de Kütahya Gediz ilçesine bağlı Akçaalan Kasabası’nda Kızılay’ın %26 hissesi bulunan Akçaalan Dokuma Fabrikası törenle hizmete açıldı.

1984’te Sabancı Vakfı ve Kızılay iş birliğiyle Pendik’te yapılan Kızılay Sabancı Diyabet Merkezi’nin açılışı yapıldı.

1987’de Kızılay’ın kendi bağışçıları için Akçakoca’da modern ve güzel bir huzurevi yaptırıldı ve Cumhurbaşkanı’nın da katılımıyla huzurevinin açılışı yapıldı.

Daha Fazla İyilik İçin Daha Fazla Gelir Elde Etme Vizyonu

Ankara’nın en seçkin ve en değerli semtindeki bir meydan, 60 yılı aşkın bir süredir, ismini şerefli Kızılay’ın genel merkez binasından alıyordu. Kızılay’ın gelirlerini artırmak ve gücünü gelecek kuşaklara bir onur anıtı olarak ulaştırabilmek amacıyla, o eski bina yıkıldı ve yerine 1993’te Kızılay Ankara Sosyal Tesisi’nin temeli Başbakan Süleyman Demirel ve coşkulu bir kalabalık eşliğinde atıldı.



1994’te oyun kağıdı, röntgen filmi, potasyum iyodür, plastik enjektör satışlarından elde edilen gelirler toplam gelirin üçte birini oluşturuyordu. Diğer önemli bir gelir kaynağı ise Kızılay tarafından inşa edilen veya bağış yoluyla sağlanan işhanı ve bina gibi gayrimenkullerden sağlanan kiralar idi.

2000’li yılların başında Türk Kızılay hedefini belirlemişti: misyonu ile uyumlu gelir getirici kaynaklarını etkin bir şekilde yöneterek ve çeşitlendirerek elde edeceği gelirler ile insani yardım faaliyetlerine daha fazla kaynak yaratmak ve elde ettiği gelirler ile daha fazla ihtiyaç sahibine ulaşmak.

Söz konusu amaç doğrultusunda; çağdaş, güvenilir, kaliteden ödün vermeden gelir elde etmek amacıyla maden suyu işletmeleri, teşhis ve tedavi merkezleri yönetimi, çadır üretimi ve gayrimenkul yönetimi gibi mevcut iş kollarındaki ürünlerin satış ve pazarlamasının yapılması, verimliliğin artırılması ve yeni iş kolları belirlenmesi hedeflenmekteydi.

Türk Kızılay’a ait maden suyu üretim tesisleri ve hastaneler gibi gelir getirici faaliyetler 2018 yılına kadar Dernek İktisadi Teşekkülü ismi verilen, hukuken tüzel kişiliği olmayan ve Dernekler Kanunu çerçevesinde Kızılay Yönetim Kurulunca idare edilen bir modelle yürütüldü. Ancak yapının büyümesi ile oluşan yönetim ve denetim zorluklarının önüne geçmek ve profesyonelleşip gelirleri arttırmak amacı ile devlet yetkili birimleri ile görüşülerek; derneğin ticari oluşumları, %100 hissesi Türk Kızılay Derneği’ne ait olan sermaye şirketlerine dönüştürüldü ve Kızılay Yatırım, Türk Kızılay’ın insani yardım faaliyetleri için düzenli kaynak sağlamak ve ihtiyaçlarına çözüm üretmek amacıyla %100 Türk Kızılay sahipliğinde, 2018 yılının Kasım ayında kuruldu.

Böylece, Kızılay 152 yıllık tarihinden gelen ‘gelir getirici faaliyetler’ geleneğini daha fazla kaynak yaratabilmek amacıyla günümüz gereklerine göre modernize etmiş oldu.

Bugün Kızılay Yatırım, bünyesinde farklı faaliyet alanlarında hizmet veren 9 grup şirketiyle; Türk Kızılay misyonuna uygun, kalıcı ve sürdürülebilir faaliyetler göstererek elde ettiği kazancın tamamını Türk Kızılay’a aktarır.

Kızılay Yatırım bünyesindeki şirketler:

  • Kızılay İçecek
  • Kızılay Sağlık
  • Kızılay Çadır & Tekstil
  • Kızılay Kültür & Sanat
  • Kızılay Sistem Yapı
  • Kızılay Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi
  • Kızılay Bakım
  • Kızılay Lojistik
  • Kızılay Sosyal Danışmanlık
Çerezlerin Kullanımı
Kişisel verilerinizin Kızılay Yatırım tarafından işlenme amaçları hakkında daha detaylı bilgi için Çerez Politikası Aydınlatma Metni’ni okumanızı tavsiye ederiz.
ÇEREZLERİ ONAYLA